Hastalık, zehir saçandan!
Çıkarmasında değil de mahareti,
Şiddetle uyarmasındadır.
Söyleyin bana Müzler, söyleyin,
"Who art thou to tell me what suits me, what not?"
Yargı Celladı
Çıkardım kınından,
Anlayışla dövülen,
Hoca Nasreddin'in kılıcını,
Adı; yargı parçalayıcı.
-
I've taken out from its sheath,
Forged by Perspicacity,
The sword of Hodja Nasreddin!
Named; the judgement slayer.
"Nietzsche, çok zeki olduğunu düşündüğünden ana avrat dümdüz gitmiş Platon'a, kendine eşit görmüş"
Oruç Aruoba, Assos
1
Moralinsiz! Ne gerek dipnota! Bu ne idüğü belirsiz kelime açıklıyor kendini zaten. Hocama söylenen laflar varya, onlar eleştiri değil hakarettir! Anlayamamaktandır, anlasaydı sözlerinin doğruluğunun dayanak noktası olarak gösterirdi. Asıl anlaşılmayan, ana avrat sövmeden nasıl okudukları bunların Platonu. Saf kavrayışa (ya da kavrayamayışa, safsa nasıl kavrayabilir ki hesaba katmadıklarını hesaba katmadığını hesaba katmadan?) sahip olduklarındandır belki de. Ya da ne kadar söverlerse sövsünler az geleceğindendir, kim bilir? Peki ya haksızlık etmediğimizi nereden anlayacağız? Tabii ki fren kontrolünü verdiğimiz daimoniondan! Ama içine daimonion'u doğuran adam öldü, o zaman ne yapacağız? Hastalıklı doğanlarla uğraşamayıp öldürsek mi yoksa hepsini? Zaten bir daha gelecekler dünyaya, ruhları ölmeyecek nasıl olsa! Ya da adaletimizi tanımlayalım, uyanlar kölemiz olsun, uymayanları da biz köle yapalım. Soyu krallara dayanan filozoflar yönetsin bizi! Onlar yapamadı, tavsiye verdikleri krallar geçsin başa! Kral kovuldu, o zaman bir okul kuralım da geleceğin filozof krallarını yetiştirelim! Biz hayattayken olmayacak, o zaman mükemmel kanunlarımızı oluşturalım da tapanlar gübrelikleriyle gurur duysunlar! Önce kanunlara uyarsak her şey müthiş olacak diye rahatlasınlar sonra neden hiçbir şey kanuna uygun gitmiyor diye huzursuzlanıp hayata kin kussunlar. Ah şu kanunlara bir uysalar, ne güzel olacak! Hiç acı çekmeyeceğiz, belki de doğmadan öleceğiz. Doğduysak da içgüdülerimizden gelen zenginliği aklımıza veri olarak vermek yerine aklımızın tökezlediği yerde bilinçaltımızdan fırlayan ve nerden geldiğini bilmek istemediğimiz daimonion'u komutan yapalım. Aklımızın almadığı şeylere yaslanmış oluruz böylece, bu sayade dürtülerimizin arasından en güçlüsünün frenlemediği her şeyi yapabiliriz. Ha! Mükemmel! Bilinçaltımız bizi yönetsin! Geri vites en iyisi, ne gerek var yücelmeye! Dönelim hayvanlığa. İlkel içtepilerin her istediği nasıl olabilecek ki? İdealar dünyasında belki, orada her şey aklımızın istediği gibi. Hiçbir şeyin olmadığı o mükemmel yerde rahat edebiliriz! Bilebildiklerimizle kısıtlanan soğuk ve sıkıcı, kurumsal binalara benzeyen mezarlığımızda.
2
Kimseyi suçlamıyorum, nasıl suçlayayım ki? Hakimler hakimsizliklerinden haberdar bile değilken, nasıl hakim olabilirim ki ben? Hakimlik taslayanlar ancak ve ancak haksızlıklarının farkına varmadıkça devam edebilirler yargılamaya. En büyük haksızlığı da kendilerine yaparlar oysa. Haksızlık yapmaya haklarının olmadıklarını düşünüp suçlarlar kendilerini, sonra da diğerlerini. Suçlaya suçlaya hayatta suçsuz bir şey kalmadığındaysa bu hayattan umudun kesilmesinin en mantıklısı olacağını sanarlar. Onları nasıl suçlayabilirim ki? Suçlaya suçlaya kendimi kansız mı bırakayım? Suçlamak neden gereksin? Neden suçlarız? Rahatlamak için? Daimonion frenlemiyor diye? İçimiz yatışıyor diye? Kanun korkusundan? Kanunlar bizi yatıştırıyor mu koruyor mu, bizi bizden koruyarak mı yatıştırıyor yoksa? Ney, kanuna karşı mısın! Hiçbir şeye karşı değilim kanundan başka. Tarafını seç! Neden başkasının tarafını seçeyim ki? Köle miyim ben?
3
Söven sövmüş mü, övmüş mü yoksa çözmüş mü? Sövdüğüne henüz rastlamadım, belki ileride rastlarım. Gerçi üçünden hangisinin hangi oranda olduğu da yargılayanın yargısının ön yargısına göre değişir. Önsüz olabilmesi için değişebiliyor olması gerek yargının, ağaç değil ya bu, saplanıp kalırsa çürür gider! Ağaç olabilmek için köklerinin derinlere inmesi gerekir ki dallanabilsin; yukarıya ve sağa ve sola ve aşağıya. Yoksa büyümeye ihtiyacı olmadığı bir dünya mı hayal etsin? Büyümek çok zahmetli, ben en iyisi narkotiğimle uyuşturayım tüm algılarımı da rahatlayayım, böylece ağaç olmama gerek kalmaz! Böylece bodurluğumdan utanç duymam, zaten utanç kansızlığa çare değildir! Canlılık renklendirir, büyütür, kıpır kıpır hareket ettirir, dans ettirir! İdeallerimizin kanını boşaltırsak geriye soğuk taşlar kalır, onlar da neresinden tutsak elimizde kalır, kum olup dağılır. Bilmediğimizden korkmaktandır bu da, manda bile bilmediğine sağdırmaz sütünü. Ey manda! Ya içinde iğne varsa da midem delinirse diye yemeyecek misin samanı yoksa? Güzel sütün nasıl yağlanacak sonra?
"No one can construct for you the bridge upon which precisely you must cross the stream of life, no one but you yourself alone "
"The snake which cannot cast its skin has to die. As well the minds which are prevented from changing their opinions; they cease to be mind."
1)"İnne-ddîne ‘indaAllâhi-l-islâm artık hutbelerde okunmuyor, bunu bile kaldırdılar yasakladılar."
Gittiğimiz her camide okunuyordu ama? Kanuna karşı geliyor o zaman o imamlar! Bakıyoruz kanunlarda böyle bir şey yok. Nereden çıktı bu iftira? Diyanet 2006 yılında bir hutbe hazırlama kılavuzu çıkartmış, (2011 yılında da kaldırmış) orada geçmiyormuş ( yukarıdaki ifade ), birileri de haber yapmış işte bunlar bunu bile yasakladılar diye. Bizimki de muhtemelen o haberden almış bize satıyor, ben de mesleğinden dolayı bakmıştır zannediyorum kanunlara (Bu kadar mı tembel olunur yahu? Bir bakar insan en azından) . Kılavuz kanun mudur? Yaptırımı var mıdır? Diyanet, hutbe hazırlama kılavuzuma uymadın diye imamlara cezai yaptırım uygulatabilir mi? Uygulayabilir mi?
2)"Köpocular sigara içmez, içse de tiryakisi değildir."
Kendi ifadesiyle, özel olarak seçilen öğretmenlerin özel taktiklerle yetiştirdiği, kendi okulundan mezun olan öğrencilerin ezici çoğunluğu sigara tiryakisi oldu. Bu kadar kıytırık olmayan, güçlü ve değişik taktiklerle beyin yıkayan ve okuldan mezun olan herkesi kendine benzeten örgüt neden bunu başaramadı? Bir kişi, Köpo örgütüne çalıştığına dair bütün kanıtlara rağmen eğer sigara tiryakisi ise hakim beraat kararı mı verecek? Bu da birinin başka birisini korumak için medyatik olsun diye desteksiz salladığı bir habere dayanıyor. Muhtemelen kendi yaptıklarının sorumluluğunu kaldıramadığından böyle uyduruk iddialar ile etrafındakilerin kendisinin kötü bir şey yaptığı algısından korunduğunu sanıyor.
*Tespit edilmeyen ortak Köpocu özellikleri: üniversite mezunu olmak, imanlı olmak, namaz kılmak, kırmızı kitapları okumak, Köpocu olmayanlara köpocu iftirası atmak. Sigara? kötüdür ama...
3)"Havada, tavanda her yerde ağır metal var asbest var"
Evet olabilir, elimden gelse temizleyeceğim hepsini ama mümkün değil. Havada tavanda her yerde ağır metaller ve asbest var iken, içinde kurşun, arsenik, cıva, kadmiyum olan dumanı içine çekmen vücuduna ekstra yük bindirmiş olmuyor mu üstadım? Asıl havada tavanda bütün bunlar varken bir de üstüne bunu eklememek gerekmez mi ey akıllım.
Asbest etkileri:
*Akciğer kanseri : Tüm asbest türlerinden kaynaklanabilir. Sigara içmek ve asbest sinerjik olarak hareket eder, yani sigara içenler, sigara içmeyenlere göre asbeste maruz kaldıklarında akciğer kanserine yakalanma konusunda orantısız derecede yüksek risk taşırlar. ( Asbest ile yakından ilgili sanayide çalışan işçilerin bile hepsi kesin kanser olamaz, 50 sene sonra da kesin olamaz; oran %1den düşük - neden? Akciğer asbest liflerini yabancı madde olarak algıladığından eritmek için asit salgılar, uzun vadede bu asit akciğer hücrelerine de zarar verip kanser oluşturabilir. Asbest liflerini asit ile eritmek de mümkün olsa da oldukça zor bir iştir. Sigara içen birisi için tabi ki bu işlem daha da zor olacaktır. Her asbest işçisi olmuyorken, kanser oranı asbeste direkt maruz kalan işçiler arasında bile oldukça düşük iken, havadaki tavandaki asbest bizi KESİN kanser yapar mı? )
4)"Koronavirüs akciğerde bilinmeyen kalıcı etkiler yapıyor, asla geçmeyecek akciğer hasarı bırakıyor"
Ne yaptın gittin yıllar önce korona olmuş birisinin akciğerini mi taradın? Ne yaptığın ortada, okudun bir haber, yazmışlar " koronanın akciğerde oluşturduğu etkiler bilinmiyor", sen de aldın bunu etrafa endişe saçıyorsun. Bu tür kötü ve endişe pompalayan düşüncelere karşı, akciğeri %30 çalışan, 80 yaşında, üstüne bin bir türlü yaşlı hastalığı da olup koronadan iyileşen insanları hatırlatmak lazım. Ama sporcular varmış çok sağlıklı süperlermiş onlar bile ölmüş. Hangisi olumlu plasebo etkisini tetikler, hangisi olumsuz plasebo etkisini körükler?
5)"Senin tipin tam bir köpocu, 10 sene sonra anca yarıya düşer"
İnsanüstü mükemmel görü yeteneklerini kullanarak, 10 sene sonra tipimin nasıl olacağını öngörebiliyor. Hakim olsa belki kanıtların doğruluk olasılıklarına göre değil de tiplerine bakıp cezalarını verecek, Allahtan hakim olmamış, hukuk sistemimiz daha kötü de olabilirdi. Her kötünün daha kötüsü olabiliyor her zaman. Hep öyle değil miydi, en beklenmeyen kişi çıktı hep Köpocu. Zaten siyah beyaz da değil bunlardan olmak ya da olmamak, daha somut kanıtlara bakmak lazım bazen kendilerini gizlemek için zıddına da gitmiş olabilirler. Mesela, hangi yüksek devlet mevkiinde iken hangi okulun hangi himmet toplanan (vermeyenlerin kesinlikle alınmadığı) havuz toplantılarına gitmiş? Hangi mesleğini seçtiği ve yardım ettiği hangi akrabası hangi olaydan sonra kimi arayıp hangi soruyu sormuş? Somut kanıtlar bunlardır.
*Hangi adam; kapanan, yıldızları kapsayan TV kanalında, hangi efendiyle görüşüp sorduğu her soruyu cevaplayıp, hiçbir sorusu cevaplanmayan, hangi üpünlü, cahilci, anlı şanlı orta-asyalı entelektüel adam benim ne kadar da entelektüel olduğumu bilir, beni onayladı, diye övünür?
**
-Birinin yüzüne bakınca nerden geldiğini araştırmadığın hisleri hissedip "kesin Köpocu!" demek de, ne bileyim, her kaybetmeyi hazmedemediğin gençliğe ve çok değer verdiğin efendi yüze sahip olan adama kin ve haset kusmak, saçma değil mi acaba?
-Ne?! Sen bana ahmak mı demek istiyorsun? Ben ahmak mıyım? Hanım koş gel ve beni tutma! Yoksa döveceğim bu saygısız, aşağılık adamı!
-...
6)"Kesin köpocu, tam bir köpocu" ( oğlanlarla tanıştıktan sonra, gidenin hemen arkasından)
Başta endişeli olabilir insan kim ne çıkacak belli olmaz fakat haddini aşıp alttan girip üstten çıkarak, iyi polis kötü polis taktiklerini kullanarak beni zaten defalarca sorguya çektin, Köpocu olmadığımdan eminsin. Ben gider gitmez arkamdan bal gibi de bildiğin halde yardırıp duruyorsun, bunu bu şiddetle yapmak için de büyük bir enerji gerekir. Sebebinin basit bir hasetten çok daha fazla ve derin olduğu kanısındayım. Bana zarar vermeye çalışıp belki hakaret etmenin verdiği birkaç saniyelik zevki yaşıyorsun ama uzun vadede kendi topuğuna sıkıp duruyorsun.
7)"Bana yalancı dedi"
Sana yalancı diyen olmadı. Sen, defalarca sözünü verip yapmadığının yapılmasının bir ertesi günü, sana söylenmeyen ve başkasının üzerinden duyduğun bir şey üzerine yardırıp durdun. Evlatlıktan reddettin. Ama gene de et et bitmedi.
Bunlar sadece bazı düşüncelerim, gerçek bundan çok daha detaylıdır. Sonuçta nefret değil teşekkür etmek lazım, bunların hepsi çok şey öğretiyor.
Bonus: Bizim aile mükemmeldir, karakter analizini çok iyi yaparız insandan iyi anlarız. Heh sen de iyisindir ama büyük oğlum o kadar süperdir ki benden bile iyi yapar analizi, en iyisidir şöyle iyidir böyle müthiştir... - 6. iftiradan sonra büyük oğlan: aynen tipi de tam Köpocuydu zaten... Müthiş! Olağanüstü! İnsanbiliminde çağ değiştirecek bir yöntem! Sosyal bilimlerinin Einstein'ı olacakmış ki direkten dönmüş, ah bu Köpocular yok mu hani mükemmelliğimizden yapamadığımız her şeyin sorumlusu olan, onlar yüzünden! Yoksa oblomovluktan değil yani iftira atmayın. İftira atmak şöyle kötüdür böyle kötüdür, biz mükemmel olduğumuzdan hani bize ift diyenin ne haddine! Vay alçak! Namussuz! Biz, hakaret etmeyiz. Hakaret edip insanları üzmek kötü bir şeydir. Ahmak mıyız biz?
***
-Gençsin ondan böyle konuşuyorsun! Pişman olacaksın!
-Gençliğimdense sadece, sen de genç olsan sen de böyle diyecektin. Demek ki suçlu ben değilim, gençliğim.
-...
***
Damatlarını çok seven bir baba koca yürekli bir insandır, kolaya kaçıp iftira atmak yerine herkesin kolay kolay yapamayacağı yüceliği yapabilmiştir. Hafızamıza böyle kazınmış, gelecek nesillere de etkisini devam ettiren ve ettirecek olan bir insandır. Hayatta olmasa dahi yaptığı etkilerin oluşturduğu fayda devam etmektedir. İftiracıların açtığı yaralara, tentürdiyot olarak bastırılabilir.
Köpo öldü. Köpocular da köpocuların iftira gölgeleriydiler. En gizli köpocular, Köpocu olmayanları öldürmek için köpoculuğu icat ettiler, fakat sonunda kendileri de öldü. Köpoculuk da zaten ölü doğmuştu, şimdiye kadar bahsettikleri ise cesediydi ölü fetüsün.
Böyle buyurdu iftirasız, zengin, özgür, genç kuş.