28 Ağustos 2022 Pazar

Yükselen ve Alçalan

"The snake which cannot cast its skin has to die. As well the minds which are prevented from changing their opinions; they cease to be mind." 

Friedrich Nietzsche


Yazmak özgürleştirir. Yazmak için konu aramaktansa zihinden dolup taşanları yazmak gerekir, zihin de taşması için sürekli dolması gerekir, akıntı olmayan yerde tazelik biter, kirlilik başlar. Değişmedikçe kurur, taşlaşır. Her insanın yapmak istedikleri, hedefleri veya ulaşmak istediği bir mevkii ya da iş, pozisyon ya da görev olabiliyor, hatta aynı pozisyonda kalmak bile bir hedef sayılabilir. Yapmak istediği illa bir şeyler oluyor, yoksa da zamanla kendisi oluşturup oluşturup vaz geçebiliyor. Ne olursa olsun yaşayan bir model oluşturuyor zihninde, soyutlaştırılmış ve belirli ya da belirsiz bir şekilde tanımlanmış. Zaman sürekli aktıkça eğer yaşananlar ile oluşturulan model arasında hata yani fark varsa ve bu fark negatif yani olumsuz yani kötü ya da aşağı seviyede ise kötü duygular hissetmek kaçınılmaz oluyor. Bu durumda insan ya çevresine ya da koşullara suç atabiliyor fakat asıl yapması gereken, yükselen insanların yaptığı gibi ya modelini değiştirmek veya güncellemek ya da oluşturduğu modele ulaşmasını engelleyecek etkilerde bulunan eylemleri tespit edip bunları düzeltmek veya değiştirmek olmalı, yani kendi oluşturduğu modelde aramalı atacağı suçu. Çevreyi etkilemememiz mümkün değil fakat çevreyi etkileyerek tamamen istediğimiz şekle sokmamız da mümkün değil. Kendimize güvenli bir alan oluşturup orada gerektiğinde dinlenebiliriz fakat güvenli alana hapsetmek zihni taşlaştırır. Zaman sürekli akıyor, bir şeyden bir anlık zevk alınsa bile o zevk zaman sürekli aktığı için bitecek, eğer sonuçları kötü oluyorsa ve zamanla gıdım gıdım birikerek yıllar sonra daha da kötü etkileri olacaksa ve içten içe bu yapılan şeyi yapmaktan da pişmanlık duyuluyorsa bu şey bağımlılık yapan, zihni çürüten, bedeni zayıflatan, vakti, enerjiyi ve ruhu sömüren bomboş bir şeydir. Pişmanlık duyduğunu inkar da edebilir taşlaşmış bir zihin fakat kötü etkilerin zamanla biriktiği gerçeğinden zihnindeki modeli kaçırtabilir ama kendisi asla kaçamaz. Yıllar üstüne yıllar eklendikçe ufak ufak biriken bu kötü etki daha da birikecek, artık içinden çıkılamaz bir hale dönecektir. Bu durumda modelden de tamamen sapıldığı için belki kimsenin kendisini anlamadığını, çok kötü olaylar yaşayıp onlardan kimsenin hissetmediği kadar kötü duygular hissettiği ve bu duygulardan dolayı anlık zevk veren uzun vadede çok kötü etkileri olan şeye bağlanmış olduğunu söyleyebilir. Kendisinin de söylediği gibi, bağlanmasına sebep olan kötü duygulara katlanamıyor olmasıdır. Zihninde oluşturduğu model gerçek hayattan tamamen kopuk olabilir ya da hayatın anlamsız olduğunu düşünebilir. Kendi kaderi olduğunu, buna da hep bilinen ve bilinmeyen bir şeylerin sebep olduğunu, o yüzden yıllarca yaptığı bu bomboş şeyin kaçınılmaz olduğunu söyleyebilir. Bunların hepsi acı gerçeklerden kaçıp modeli bir taşın içine hapsetmiş olmaktan kaynaklanmaktadır. Kişi bu durumda hayata yeni atılmış bir ergen gibi hayattaki acıları kabul edememiş, zihnini ergenlik dönemindeki duygudurumuna hapsetmiştir. Yapılması gereken çekiçle modelin etrafındaki taşı paramparça edip modeli değiştirmektir. Bu da çok acı verecektir, fakat öbür türlüsü de hayatın bomboş geçirilmesi anlamına gelmektedir. Bu acıya katlanmadan özgürlüğe ulaşmak mümkün değildir. Geçici değil kalıcı zevklere ancak bu şekilde ulaşılabilir. Hiç kimse yaşadıklarının, diğer insanların yaşadıklarından daha kötü olduğunu bilemez, çünkü hayatı sadece kendi bakış açısından yaşamaktadır, elbette kaçınılmaz olarak kendi duygularını direkt deneyimlediği için kendi acıları diğerlerinin acılarından daha kötü hissettirecektir. Bu başka insanların acı çekmediği anlamına gelmez. Bunu fark edenler bağımlılık yapan boş şeyleri sürekli saptar ve bunlardan kaçarak yükselir, fark edemeyenler ergenlikte taşlaşmış ve öyle kalmış düşünceleriyle hayata bakmaya devam ederek alçalırlar. Özgür olmak için yükselmek gereklidir, alçaldıkça boş şeylerin kölesi olur insan. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder