Günün karanlığını yansıtıyor, büyük projelere de engel oluyor. Yok edilmeli ve başka bir şeye dönüştürülmeli.
Ömer Faruk Gani
29 Kasım 2025 Cumartesi
3 Kasım 2025 Pazartesi
Kanadı Kırık Soylu Adam
"But by my love and hope I beseech you: do not throw the hero in your soul away! Hold sacred your highest hope!"—
Zarathustra The Godless One
İdeal, normal, standart, mükemmel, normalde olması gereken, beklenen, istenilen... Kim istiyor? Neye göre? Bu normali, standardı, mükemmeli kim tanımlıyor? Kesin olarak tanımlanabilir mi? sadece "iyi okumuş" insanların bildiği, başkalarının da onlardan öğrenebileceği ya da öğrendiğinin yanlış olup olmadığını ancak "iyi bilenlerin" söyleyebileceği bir şey midir? Yoksa onların da kesin olarak bilemeyeceği hatta çok iyi bildiklerini düşünerek, kesin olmayan bilgilerinin kesin olduğunu sanarak aslında daha da mı uzaktırlar bilemedikleri bilgilerden o iyi bilenler?
İş uzmanına sorulur, o da yılların verdiği tecrübelerinden ve iyi okumuşluğundan hareketle bir cevap verir. Yoksa bu cevabı tecrübesizliklerinden hareketle mi vermesi gerekir? Yıllarca aynı şeyi bilen bir adam, bilmeden bilgisizliğini körükleniş olmaz mı zaten bildiğini düşünerek? Bilen, bildikçe değil bilmedikçe bilir. Bilinen idealde sabitlenirse, değişen sonsuz faktörle alışveriş yapmazsa, gerçekten uzaklaşır. İdealin o zaman öyle bir ideal olması lazım ki bütün değişimlerin sonucunu da kapsayıp sonsuz geçmiş ve sonsuz gelecekte gerçek olabilsin (ya da geçerli?). İdeal oluşturulur iken gelecek ve geçmişteki sonsuz etki, karşılıklı olacak şekilde hesaba katıldı mı? Pek mümkün görünmüyor, ideali oluşturan da bir insan sonuçta. O zaman, ideal ancak belirli şartlar altında ideal olabilir ki o şartların da hepsi bilinemeyeceğinden, belirli şartlar altında bile ideal, ideale bir yaklaşımdır. (İdeal, sonsuza dek sonsuz'a kaçmaktadır) Bu yaklaşım da her durumda değişir. Eğer sürekli bir değişim varsa— ney? İdeal de mi sürekli değişir?... İdeali tanımlamak bile mümkün olamaz mı yoksa?
İdealin sınırlı olduğu bilinmelidir öncelikle ve tabi değiştirilebilir olduğu da. Her şeyin istinası varsa, hiçbir şey hakkında konuşamaz mıyız? İstisnası olan şeyler hakkında neden konuşamayalım? İdealler neden değişmez olmalı? İdealleri değişmez yapma isteği nereden geliyor? Düşüncelerim değişmiyor mu? Sürekli aynı şeyi düşünüp aynı kuralı uygularsam rahat ederim. Rahat etmek için mi ideallere ihtiyaç duyuyor bu adamlar? Korktukları için mi? Tehlike kötü müdür? Kötü nedir? Kötü hep kötü müdür? (Bir zamanlar kötü koti idi, cüzzamlılara denirdi) Bir durumda kötü olan başka bir durumda kötü olmayabilir, ya da başka bir bakış açısından. İdealler, kötü olmama isteğinden mi yoksa yanlış yapma korkusundan mı ortaya çıkıyor—sonra kaçıp duruyor, değişmemek için. Şimdiye kadar hep yanıldık, öyle bir şey keşfedelim ki yanılmaz olsun! Ki bir daha yanılmayalım, kaçıp durup rahatlayalım. Yanılmamak için idealler, ya da yanılacağını kabul edememekten! Yanıldığını keşfetmek daha ilginç, zevkli, hayret ve merak uyandırıcı değil mi oysa, koskoca yeni bir dünya çıkar insanın karşısına! Bir o kadar da keşfedilecek şeyler. Her şeyi kapsayan ve yeni ne varsa zaten onu da kapsayacak olan bir ideal çok sıkıcı değil mi—sıkıcı kanatsız soylu adam! Zihinsel tembellik mi bunu çıkaran yoksa hata yapıp pişman olma korkusu mu? Yoksa tehlikenin bitemeyişinden kaçmak mı?
19 Kasım 2024 Salı
Keçilerin Coşkusu
Hastalık, zehir saçandan!
Çıkarmasında değil de mahareti,
Şiddetle uyarmasındadır.
Söyleyin bana Müzler, söyleyin,
21 Aralık 2023 Perşembe
Cihat
"Who art thou to tell me what suits me, what not?"
Yargı Celladı
Çıkardım kınından,
Anlayışla dövülen,
Hoca Nasreddin'in kılıcını,
Adı; yargı parçalayıcı.
-
I've taken out from its sheath,
Forged by Perspicacity,
The sword of Hodja Nasreddin!
Named; the judgement slayer.
19 Aralık 2023 Salı
Kansızlığa Sövmemezlik
"Nietzsche, çok zeki olduğunu düşündüğünden ana avrat dümdüz gitmiş Platon'a, kendine eşit görmüş"
Oruç Aruoba, Assos
1
Moralinsiz! Ne gerek dipnota! Bu ne idüğü belirsiz kelime açıklıyor kendini zaten. Hocama söylenen laflar varya, onlar eleştiri değil hakarettir! Anlayamamaktandır, anlasaydı sözlerinin doğruluğunun dayanak noktası olarak gösterirdi. Asıl anlaşılmayan, ana avrat sövmeden nasıl okudukları bunların Platonu. Saf kavrayışa (ya da kavrayamayışa, safsa nasıl kavrayabilir ki hesaba katmadıklarını hesaba katmadığını hesaba katmadan?) sahip olduklarındandır belki de. Ya da ne kadar söverlerse sövsünler az geleceğindendir, kim bilir? Peki ya haksızlık etmediğimizi nereden anlayacağız? Tabii ki fren kontrolünü verdiğimiz daimoniondan! Ama içine daimonion'u doğuran adam öldü, o zaman ne yapacağız? Hastalıklı doğanlarla uğraşamayıp öldürsek mi yoksa hepsini? Zaten bir daha gelecekler dünyaya, ruhları ölmeyecek nasıl olsa! Ya da adaletimizi tanımlayalım, uyanlar kölemiz olsun, uymayanları da biz köle yapalım. Soyu krallara dayanan filozoflar yönetsin bizi! Onlar yapamadı, tavsiye verdikleri krallar geçsin başa! Kral kovuldu, o zaman bir okul kuralım da geleceğin filozof krallarını yetiştirelim! Biz hayattayken olmayacak, o zaman mükemmel kanunlarımızı oluşturalım da tapanlar gübrelikleriyle gurur duysunlar! Önce kanunlara uyarsak her şey müthiş olacak diye rahatlasınlar sonra neden hiçbir şey kanuna uygun gitmiyor diye huzursuzlanıp hayata kin kussunlar. Ah şu kanunlara bir uysalar, ne güzel olacak! Hiç acı çekmeyeceğiz, belki de doğmadan öleceğiz. Doğduysak da içgüdülerimizden gelen zenginliği aklımıza veri olarak vermek yerine aklımızın tökezlediği yerde bilinçaltımızdan fırlayan ve nerden geldiğini bilmek istemediğimiz daimonion'u komutan yapalım. Aklımızın almadığı şeylere yaslanmış oluruz böylece, bu sayade dürtülerimizin arasından en güçlüsünün frenlemediği her şeyi yapabiliriz. Ha! Mükemmel! Bilinçaltımız bizi yönetsin! Geri vites en iyisi, ne gerek var yücelmeye! Dönelim hayvanlığa. İlkel içtepilerin her istediği nasıl olabilecek ki? İdealar dünyasında belki, orada her şey aklımızın istediği gibi. Hiçbir şeyin olmadığı o mükemmel yerde rahat edebiliriz! Bilebildiklerimizle kısıtlanan soğuk ve sıkıcı, kurumsal binalara benzeyen mezarlığımızda.
2
Kimseyi suçlamıyorum, nasıl suçlayayım ki? Hakimler hakimsizliklerinden haberdar bile değilken, nasıl hakim olabilirim ki ben? Hakimlik taslayanlar ancak ve ancak haksızlıklarının farkına varmadıkça devam edebilirler yargılamaya. En büyük haksızlığı da kendilerine yaparlar oysa. Haksızlık yapmaya haklarının olmadıklarını düşünüp suçlarlar kendilerini, sonra da diğerlerini. Suçlaya suçlaya hayatta suçsuz bir şey kalmadığındaysa bu hayattan umudun kesilmesinin en mantıklısı olacağını sanarlar. Onları nasıl suçlayabilirim ki? Suçlaya suçlaya kendimi kansız mı bırakayım? Suçlamak neden gereksin? Neden suçlarız? Rahatlamak için? Daimonion frenlemiyor diye? İçimiz yatışıyor diye? Kanun korkusundan? Kanunlar bizi yatıştırıyor mu koruyor mu, bizi bizden koruyarak mı yatıştırıyor yoksa? Ney, kanuna karşı mısın! Hiçbir şeye karşı değilim kanundan başka. Tarafını seç! Neden başkasının tarafını seçeyim ki? Köle miyim ben?
3
Söven sövmüş mü, övmüş mü yoksa çözmüş mü? Sövdüğüne henüz rastlamadım, belki ileride rastlarım. Gerçi üçünden hangisinin hangi oranda olduğu da yargılayanın yargısının ön yargısına göre değişir. Önsüz olabilmesi için değişebiliyor olması gerek yargının, ağaç değil ya bu, saplanıp kalırsa çürür gider! Ağaç olabilmek için köklerinin derinlere inmesi gerekir ki dallanabilsin; yukarıya ve sağa ve sola ve aşağıya. Yoksa büyümeye ihtiyacı olmadığı bir dünya mı hayal etsin? Büyümek çok zahmetli, ben en iyisi narkotiğimle uyuşturayım tüm algılarımı da rahatlayayım, böylece ağaç olmama gerek kalmaz! Böylece bodurluğumdan utanç duymam, zaten utanç kansızlığa çare değildir! Canlılık renklendirir, büyütür, kıpır kıpır hareket ettirir, dans ettirir! İdeallerimizin kanını boşaltırsak geriye soğuk taşlar kalır, onlar da neresinden tutsak elimizde kalır, kum olup dağılır. Bilmediğimizden korkmaktandır bu da, manda bile bilmediğine sağdırmaz sütünü. Ey manda! Ya içinde iğne varsa da midem delinirse diye yemeyecek misin samanı yoksa? Güzel sütün nasıl yağlanacak sonra?
24 Kasım 2023 Cuma
Keşif
Bundan etkilenen biz,
Sen göremiyorsun diye açıklanamaz mı sandın?
Yoksa diyemiyorlarsa mı?
30 Temmuz 2023 Pazar
Boğaziçili Fizikçi
"No one can construct for you the bridge upon which precisely you must cross the stream of life, no one but you yourself alone "
Friedrich Nietzsche
*Zıp oyunu: Bütün sınıf halka şeklinde dizilir, başlangıç noktası seçilir, baştan sona kadar herkes sol elini sağ eline vurup zıp der sırası geldiği zaman. İlk seferinde 10dk iken sonra deneyip çalışıp organize olup 1dk'nın altına kadar düşebilmiştik.