He who cannot obey himself will be commanded. That is the nature of living creatures.
Nietzsche, Friedrich.
Rahmetli Dedemin sigarayı nasıl bıraktığını ailedeki herkes biliyordu ama Neden bıraktığını bilmiyorlardı. Bir gün sordum: 'Dede, neden sigarayı bıraktın?', 'Bir gün cebıme koydum paketı içmicem dedım, paket eridi toz oldi hij içmedım bir daha'. Peki Dede, neden bıraktın? Diye tekrar sordum. Hatırladığım kadarıyla dedi ki: ' (Utanarak) Askerde bile dilenmemışım ben, bu beni askerde dilendirdı. ( Bir dal için yalvarmış ve ağırına gitmiş). Eskiden böyle her yerde bakkal yok idi, gecenin köründe benı kaldırmıştır ve taaa maltaya yürütmüştür bu. Benım zihnimi ele geçirir idi, çok rahatsız oldum, o yüzden korktum ve birakmaya karar verdım'. Yıllardır içiyormuş, çok sevdiği gavur ustasıyla bağlantılı anıları bile varmış sigarayla ilgili. Sağlık? Tabi o da bir sebep, ama asıl sebep kendi zihnini kendisinin kontrol etmek istemesi olmuş. Çok çalışkandı, vefat ettiği gün bile keçi kafası ayıklıyormuş bahçesinde...
Beyindeki nöronların hepsi aynı anda çalışamadığından dolayı ( enerji açısından optimum da değil ), bilinçaltı denilen bir şey ortaya çıkmış olabilir. Çünkü zihin çalıştığı sırada belirli bölgelerde parlama oluyor. Bu parlama Nöronlara gelen elektrik akımından dolayı ortaya çıkıyor. Nöronlar da aynı transistör gibi çalışıyor fakat daha esnek ve karmaşık bir yapıya sahipler. Bilinç açıkken beyin açılıp, rastgele nöronlara elektrik akımı verildiğinde, denekler bir ses duyduklarını veya bir görüntü gördüklerini belirtiyorlar. Aynı zamanda beyin bilgisayar işlemcisinden farklı olarak paralel işlem yapıyor, yani arkada birkaç algoritma farkı devreler üzerinden aynı anda dönüp duruyor. Rüyada da beynin rastgele bölgelerine ( ya gerçekten rastgele, ya da bir modeli var henüz keşfedilememiş ) sinyaller gidiyor, beyin bunları daha önce yaşadığı olaylar ile yorumluyor ( yorumluyor mu yoksa fiziksel sinyaller olarak mı ortaya çıkıyor o da belli değil ). Bu yüzden Rüya'nın, rastgele görüntülerden oluşsa da sonuçta geçmişte yaşanan olayların saçma sapan bağlanması ile oluştuğundan dolayı, bilinçaltından bilgiler içerebildiği yorumu yapılabilir. Beyin aslında gördüğü her şeyi kaydediyor, fakat hatırlamak istediği zaman istediği her şeyi her durumda hatırlayamıyor, çünkü mesela her gün eve geldin ve anahtarını sehpaya koydun, bu şekilde bir sürü görüntü var, hangisini istiyorsun belli değil. Anı ile bağlantılı bir adres, yani onu özel olarak tanımlayacak bir etiket olması lazım ki çağırabilsin hafızadan. Mesela ayağıma cam parçası battığı gün anahtarımı koyduğum yer olarak çağırılırsa, o anıyı bulabilme ihtimali daha fazla. Rüyaların gerçekten bilinçaltından bilgiler barındırdığı kesin olarak kanıtlanamasa da, beynin içinde bir sürü işlem döndüğü ve çoğunun bizim bilincimizin dışında olduğu bir gerçek. Bu durumda sen eğer rüyalarını tek bir kişiye anlatıyorsan ( ya da anlattırılıyorsa? belli değil ) ve o kişi de asla rüya tabiri okumamanı ve rüyalarını başka kimseye anlatmamanı söylüyorsa ve buna ikna etmek için duygularını sömürüyorsa, bu çok tehlikeli bir durumdur. Olay çok karanlık yerlere gidiyor demektir. Beyninde farkında olmadığın yerlere, farkında olmadığın bilgileri yerleştiriyor olabilir. Özellikle eğer gece erken yatan birisi isen, ve çok uykun geldiğinde, hala o kişiyle konuşmaya devam ediyorsan, ve 'istersen yat canım, seni tutan yok' diyerek aynı zamanda da çok merak uyandırıcı ve duygularına dokunan olaylar anlatıp seni kendine dinlettirmeye çalışıyorsa, bilinçaltına senin olmayan, maktöcü düşünceler, duygular endişeler, korkular, sevinçler, üzüntüler sokuyor olabilir. Hatta ve hatta, çok sevdiğin ve saygı duyduğun birisinin, tipik bir köpocu olduğunu, tam bir köpocu olduğunu ( tekrar, iknayı arttırır ) söylüyorsa, ve bunu seni uykulu ve zayıf olarak gördüğü anda yapıyorsa, bil ki bilinçaltına maktöcü düşünceler yerleştirmeye çalışıyor bu karanlık kişi. Tabi yanılıyor da olabilirsin, bu ihtimali de aklından sakın çıkarma.
İşinde gücündesin, aklına bir düşünce geliyor. Bu düşünce benim değil, nereden geldi? Bilinmez, belki yaşadığın bir olaydan, ya da başka bir şeyden? Belki de maktöcü nöronlar sebep olmuştur. Hatta bir sebebi bile olmayabilir, sebebinin ne olduğunu bilmemek; sebebi olduğu anlamına da gelmez. Fakat bir sonraki adımda, eğer aklına bu düşünce geldiği için kendini suçluyorsan işte burada bir sıkıntı var demektir. Evet, kendi üzerine sorumluluk almak iyi bir şeydir, yoksa yıkık olup bütün sorunlarının sebeplerini başkalarına yıkan bir insan olursun eğer sorumluluk almazsan. Fakat, sen suçlusun ve bitti, asla düzeltme şansın yok gibi bir düşünce aklına geliyorsa, ve sen asla böyle düşünmeyen bir insan isen önceden, maktöcü paralel algoritma, senin kendi algoritmalarının arkasında çalışıyor olabilir. Değiştiremeyeceğin şeyleri zaten değiştiremezsin. Şimdi her zaman şimdi olarak ilerliyor, kendini suçlayarak değil kendi üzerine sorumluluk alarak hayata devam etmen gerekir. Maktöcü paralel algoritmaların farkına varmasaydın belki sonsuza kadar kendini suçlayacak, ezik hissedecek ve sorunlarını başka şeylere yıkarak devam edecektin hayatına. Farkına varmak da oldukça rahatsız edici ve kötü hissettiriyor, eğer hiçbir sebebi yokken aklına gelip duruyorsa yerleştirilmeye çalışılmış düşünceler, bak şimdi yerleştirilmiş değil yerleştirilmeye çalışılmış oluyor, çünkü farkına vardın! Bu düşünceler senin değil! Kendi beynini kendin yönet, başkasının yönetmesine izin verme. Ne bir bağımlılığın, ne de bir başkasının. Başkalarının yorumları, övgüleri veya yergileri senin değerini oluşturmuyor; kendi değerini kendin oluşturuyorsun! Başkalarından gelen bilgileri, kendini yüceltmek için kullan, kendini aşağıya çekmek için değil! Kendini yüceltmek için yara alman gerekebilir, sabret, yara aldıkça gelişeceksin. Neyin değiştirilebileceği veya neyin değiştirilemeyeceğinden haberdar ol! Kendini kandırma! Gerçeği bükemezsin, bükülen şeyler eninde sonunda beklemediğin şekillerde ortaya çıkar. Gerçeği bükemezsin çünkü o kadar karmaşık ki her şey, öğrendikçe bilmediklerinin de ne kadar fazla olduğunu öğreniyorsun, tek tek nasıl hepsini büküp bir yalanı gerçek gibi anlatabilirsin ki? Bükük yargıların ortaya çıkmaması mümkün görünmüyor, etrafta fark edebilenler oldukça.
( MAKTÖ : Mareşkhum Koutjulous Terör Örgütü )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder